Erol Demir’in Eğitim Yolculuğu ve Mesleki Eğitime Dair Düşünceleri

Erol Demir, esnaf ve zanaatkâr bir ailenin çocuğu olarak köyünde büyüdü. Dedesi ve amcasıyla tarım ve hayvancılık işlerinde yaz tatillerini geçirirken, babası terzi, amcası ise marangozdu. Bu süreçte, aile işlerine yardım ederek çıraklık deneyimi kazandı.

Daha sonra sıhhi tesisat, elektrik ve televizyon tamirciliği gibi farklı alanlarda da çalıştı. Eğitim hayatına Endüstri Meslek Lisesi’nden mezun olarak devam eden Demir, iki yıl dikiş makineleri tamir servisi çalışarak esnaflık yaptı.

Bir yıl ise kablo fabrikasında kalite kontrol görevinde bulundu.

Hakkâri’de elektronik öğretmeni olarak göreve başladıktan sonra, iktisat lisans ve işletme yüksek lisans programlarını tamamladı. İşletme Yönetimi alanında doktora programını yeterlilik aşamasında bıraktı. Eğitim hayatı boyunca özel sektörde kalite kontrolcü olarak görev yaptı.

MEB mesleki eğitim, halk eğitim ve meslek liselerinde öğretmenlik, müdür yardımcılığı gibi görevlerden sonra 2003 yılından bu yana şube müdürü olarak çalışıyor. Evli ve üç çocuk babası olan Demir, meslek hayatında öğrendiklerini her zaman ön planda tuttu.

Yazma serüveni, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ndeki 2008-2014 yılları arasında mesleki ve teknik eğitimden sorumlu şube müdürlüğü sürecinde başladı. Bu dönemde, İstanbul Ticaret Odası, İstanbul Sanayi Odası ve Müsiad ile ortak projeler yürüttü.

Projelerin başarıyla tamamlanmasıyla birlikte meslek liseleriyle öğrenci sayılarını ülke ortalamasının üzerine çıkarmayı başardı. Eğitim hayatındaki tecrübelerini, yazılı bir biçime dökme ihtiyacı hissetti ve mesleki eğitimi ele alan bir mektup kaleme aldı.

Bu mektup, eğitimde karşılaştığı sorunları ve çözüm önerilerini içeren bir değerlendirme oldu.

Demir, daha önce yerel gazetelerde yazarken şimdi daha düzenli bir şekilde özellikle mesleki ve teknik eğitimi ele alarak yazmaya başladı. Yazdıklarını derleyip dosyaladığında, bir meslektaşı onu kitaplaştırmaya teşvik etti. 2019 yılında “ALTIN BİLEZİK” adlı kitabı yayımlandı.

Bu kitaptan sonra, her yıl bir eser çıkarmayı sürdürdü. “MESLEĞİM HAYATIM”, “İŞ İNSANLARI GÖZÜYLE TÜRKİYE’DE MESLEKİ EĞİTİM”, “SİHİRLİ REÇETE” ve “BALIK EKMEK” isimli eserleriyle bu yazım yolculuğunu zenginleştirdi.

Şu anda “ALTIN MAKAS” isimli, terzi olan babası Hasan Usta’nın hayat hikâyesini kaleme aldığı yeni bir çalışmayı da tamamlamak üzere.

Eğitim yöneticiliği ve babalık rolü ile eğitim sistemini değerlendiren Demir, üç çocuğunun eğitim süreçlerini de gözlemleyerek yorumlar yapıyor. Özellikle son çocuğunun LGS sürecinde yaşadığı deneyimleri aktaran Demir, eğitime dair gözlemlerini vurguluyor.

Çocukların, sınavlarda başarı sağlamak adına yoğun bir baskı altında kaldığını belirtiyor. Bu sistemin, çocukların gerçek bilgi ve becerilerinin ölçülmesinde yetersiz kaldığını düşünüyor.

Ayrıca, mesleki ve teknik eğitimin önemini vurgulayarak, öğrencilerin bu alana yönelmesi gerektiğini belirtiyor.

Eğitimdeki dijital dönüşümün fırsatlarını değerlendirerek, insan merkezli bir eğitim anlayışının gerektiğini savunuyor. Türkiye’nin eğitim vizyonuna inanarak, bu doğrultuda ilerlemek gerektiğini düşünüyor.

Eğitimin amacını, sadece bilgi aktarımı değil, aynı zamanda karakter gelişimi olarak tanımlıyor. Gençlerin mesleki eğitime yönlendirilmesinin faydalarını da sıralayarak, meslek lisesi mezunlarının üniversiteye yerleşirken avantaj sağladığını açıklıyor.

Sonuç olarak, Erol Demir, eğitim alanındaki tecrübelerini ve gözlemlerini paylaşarak, hem bireysel gelişim hem de toplumsal katkı sağlamak için mesleki eğitimin değerini ön plana çıkarıyor.

Geçmişten gelen değerleri koruyarak, modern eğitim anlayışıyla birleştirmenin önemine dikkat çekiyor. Eğitimdeki gelişmeleri takip ederken, aynı zamanda gençlerin geleceği için daha iyi bir ortam yaratma çabasını sürdürüyor.

Yorum yapın