Gidiyorsun, Ama Unutma

Bir kalp bir kalpten ayrıldığında, genellikle bir daha geri dönmez. Biliyorum, belki de hala yüzüme karşı kırmamak adına susuyorsun. İçinden, “Daha ne yapmalıyım ki, anla! Anla artık!” diye haykırıyorsun, ama aslında benden uzaklaşma beklentisi içindesin.

Belki de bunu ben kendim uyduruyorum, kim bilir? Belki de sen, beni asla sevmediğin gibi sevmiyorsun. Sevginin biçimini, geçmişte yaşananları sorgulamak boşuna, bunu anlıyorum. Ama yine de hissediyorum. Gidiyorsun… Bu duyguyu daha önce de yaşamıştım.

Hatırlıyor musun? Okulda, spor salonunda, “Bitti!” dediğinde sırtını dönüp hızla yürümüştün. Arkana bile bakmadan… O zaman genç bir yürekle bu ayrılığa katlanabilmiştim. Yüreğimin derinliklerinde sakladığım duygularımla kırk yıl beklemiştim, senin haberin bile olmadan.

Ve bir Haziran günü yeniden geldin, içimdeki küllenmiş ateşi yeniden alevlendirdin. Ama şimdi yine gidiyorsun.

Bu seferki gidişinde sessizsin. On yedi yaşındaki devrimci ruhun sanki sakinleşmiş. “Bitti” demekten çekiniyorsun, belki de bir türlü diyemiyorsun. Gitmen haricinde, yaşattığın her şey çok güzeldi. Benden gittiğin için sana kızamam, çünkü karşılığının olmadığını biliyorum.

Yüreğime basıp tekrar sevdamı saklayacağım. Git! Git, yüreğim kan ağlasa da… Ama unutma, yaşlılıkta ayrılıklar zor geliyor.

Acaba anlayabilir misin? Eğer “tırnağına taş değdiyse” diye bir haber alırsam içim acır. Bir an bile acı çekmene tahammül edemem. “Sana ihtiyacım var” dediğin her an yanına koşarım. Git! Ama bil ki, artık sana yazmayacağım. Sen de ayda bir “iyiyim” yazsan yeter.

Ya da kendi yolunu seç. Ve unutma… Bir gün, bana neler yaşattığını merak edersen, birlikte yazdığımız romanlarda hepsi var. Hem sana yaşattıklarımı, hem de bana anlattıklarını unuttum sanma.

Yorum yapın